Neyi İyi Yaparım52, 233, 296

Kariyerinizi Keşfedin

Hazinenizdeki Cevherlerin Farkında Mısınız?

Kariyeriniz, size yalnızca para kazandıran işinizin zamanla evrileceği hali değildir. Her ne kadar genel geçer inanış bu şekilde de olsa aslında kariyeriniz ve daha da ötesi görev aşkınız, sahip olduğunuz doğal beceri veya yeteneklerin size yaptırdığı yolculuk olmalıdır. Bu doğal beceri veya yeteneklerse, sizin uzun zamandır aşina olduğunuz ve birisi size “Ah, bu işi ne kadar da güzel yaptın!” dediğinde “Bunun da övülecek bir yanı yoktu aslında” diye ilgisiz kaldığınız takdirlerde gizlidir. Üzerinize sürdüğünüz parfüm gibi, siz bu kokuya alışırsınız fakat başkası anında fark eder ve size ne kadar hoş koktuğunuzu söyler. Eğer bu güçlü özelliklerinizden yola çıkarak bir çalışma hayatı seçimi yaptıysanız, harika!

Üniversite seçme sınavları esnasında televizyonlar hep haber yaparlar bu konuyu. Dershanelere ve yerleştirme rehberlerine gidip danışırlar. Ve hep bu kişiler aynı şeyi söylerler: “Öğrenciler, tercihlerini yetenek ve ilgi sahibi oldukları ve başarılı oldukları alanda yapsınlar.” Fakat bu her zaman böyle olmaz. O zaman moda belli alanlardır, mesela tıptır, hukuktur, işletmedir, psikolojidir ve herkes tercihlerinde bir anda bu alanlara hücum eder. Böylece belli bölümlerin anlamsız bir şekilde puanları yükselir ve sonra da yerleştirme rehberlerinin haberleri her yıl yapılmaya, yanlış tercihlerin yıllar sonra ortaya çıkardığı huzursuzluklar da devamlı olarak çözülmeye çalışılır. Bu çok klişe ama çok doğru bir söz olan tavsiye ise aslında günün birinde hepimizin aklına yatar: “ Tercihlerimizi yetenekli, ilgili ve başarılı olduğumuz alanda yapmalıyız.”

Güçlü özelliklerimiz, yani hazinenizdeki cevherler neden önemli?

Basit, çünkü başarının ve mutluluğun haritasında size verilen noktalar onlar. Bu noktaları birleştirdiğinizde nereye gitmeniz gerektiğini söylüyorlar.

Pozitif psikoloji biliminin kurucusu Dr. Martin Seligman olumlu duyguların ve güçlü özellikler temelli karakterin öneminin altını çizdiğinden beri artık psikolojiye bakışımız da farklıdır. Bu konuda çok emeği olan profesörlerden birisi de 2003’te kaybettiğimiz Dr. Donald Clifton. Dr. Clifton, 2002 yılında (ne enterasandır ki ölümünden bir yıl önce) Amerikan Psikoloji Derneği tarafından Güçlü Özellikler Temelli Psikoloji’nin Babası unvanına layık görülmüş. Clifton’ın liderliğinde senelerce birlikte çalışan bir grup bilim adamı 34 güçlü özelliği belirlemiş, herkesin ulaşabileceği bir kitap ve test haline getirmişler. Bu kitabın güncellenen versiyonunda önemli bir istatistiğe yer veriliyor. Evet, rakamlar bizim ülkemiz için geçerli değil ama genel bir insanlık eğilimine dikkat çekiyor: İşyerlerinde, iş tanımlarının gerektirdikleri ile güçlü özelliklerine odaklanıp çalışabilen kişiler böyle çalışamayan kişilere göre, işlerine 6 kat daha bağlılar. Ayrıca yine bu şanslı grup, yaşam kaliteleri değerlendirmelerinde harika bir yaşam sürdüklerini söylerken, diğerlerine göre 3 kat daha fazlalar.¹

Hal böyleyken, güçlü özellikleri ve güçlü özellikleri kullanma şansını maksimize etmeyi göz ardı etmek mümkün değil. Mutlu ve başarılı bir çalışma hayatının belki de bel kemiği olduğunu düşünüyorum. Bunlar adeta altın arar gibi aranması gereken güzel meziyetlerimizdir. Üstü günlük hayat alışkanlıklarının taşı toprağıyla örtülmüştür. Aradan ışıldar ama dikkatle bakan bir göz yoksa yine aniden gömülebilir. Bu dikkatli göz bir psikolog, kariyer danışmanı veya koçu olabilirken siz de olabilirsiniz.

Güçlü özelliklerinizi farkeden kişilerle bir arada olmanız dileğiyle.

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

 

¹ T.Rath (2007). Strengthsfinder 2.0, Gallup Press, Sayfa iii

Güçlü özelliklerimin nasıl farkına varabilirim?

Dikkat ederek. Üzerine eğilerek. Özünüzü ortaya çıkartarak.

Altının oluşma hikayesini biliyor musunuz? Bir belgeselde izlemiştim. Dünyanın oluşumu esnasında, güneş patlamalarında güneşten kopan parçalar dünyaya ve dünya döndükçe merkezine doğru çekilerek altını oluşturuyorlar. Dış kabuklara doğru daha az görülmelerinin sebebi de bu. Şimdi sizin de çekirdeğinize, yani özünüze doğru küçük, keyifli bir yolculuk yapmanız gerekecek. Çünkü dışa vurduğunuz taraflarınızla özünüz ne kadar bir, gibi derin bir soru sorardım, ama şu an bu soruyu sormak işimizi o kadar da kolaylaştırmayabilir☺ Onun yerine özünüzün yansımalarına bakmak işe yarayabilir, kolaylaştırıcı olabilir.

Özünüzün yansımaları, güzel hislerde saklıdır. Siz kendinizi ne kadar keyifli ve mutlu hissederseniz, o kadar kendinize ait bir şeyi yapıyor ya da yaşıyorsunuzdur. Küçük ama sonucu büyük bir soruyla başlayalım: Kendinizi hayatınız boyunca gerçekten en mutlu hissettiğiniz anda nerede, ne yapıyordunuz? Bu soruya, bebeğimi ellerime almıştım veya nikah masasında “evet” demiştim gibi bir cevap veriyor olabilirsiniz. Şimdi, soruyu yeniden sorayım: “Kendinizi iş hayatınız boyunca gerçekten en mutlu hissettiğiniz anda nerede, ne yapıyordunuz?”

Kendinize biraz zaman verip bu sorunun cevabını iyice düşünün.

İşte şimdi bu dökülen kelimeler bir şeyler söylemeye başlamış olmalı.

Herkes gibi siz de umarım, en az bir kere de olsa takdir eden tarzda bir müdüre veya yöneticiye denk gelmişsinizdir. Takdir eden kişi belki de yöneticiniz değil, arkadaşınız veya ailenizden birisidir. Umarım şimdi, benim hayatımda hiç böyle birisi olmadı diye hayıflanmaya başlamamışsınızdır. Küçük de olsa böyle bir deneyim vardır. Bu kişi, sizi takdir ederken mutlaka birkaç özelliğinizden dem vurmuştur. Yaptıklarınız dışında, nasıl “olduğunuza” dair takdirler aldınız acaba? Özenli, hızlı, analitik, stratejik, insan ilişkilerinde başarılı, müşteriyi harika yöneten, hızla adapte olabilen, tutarlı, yaratıcı, empati sahibi, çok iyi konsantre olan, öğrenmeye açık, sorumlu, bireysel ortamda iyi iş çıkaran, süper takım üyesi ve bunlar gibi birçok güzel özellik olabilir. Bir şeyler aklınıza gelmeye başladı mı?

Takdir edilen özelliklerinizin yanı sıra, bir de parfüm metaforu var. Başka bir yazıda bahsettiğim gibi sizin devamlı kullandığınız parfüme artık burnunuz alışmıştır sadece ilk sıktığınızda kokuyu alırsınız sonra siz almazsınız ama başkaları alır. Şimdi bunu sorayım size: Sizin kolaylıkla yaptığınız ve aslında çok da önemsemediğiniz fakat başkalarının çok dikkatini çeken bir veya birkaç özelliğiniz vardır mutlaka. Nedir bu size yapması veya olması çok kolay gelen şeyler?

Size de yapması veya olması kolay geleni görüyor musunuz? Hemen aklınıza gelmediyse, şunu sorayım: İş veya sosyal yaşamdaki arkadaşlarınız hangi görevi hemen size yıkıyorlar? Neyi iyi yapacağınızı başkaları çok iyi tespit edip doğal il bölümünü kolayca yapabilirler. Organizasyon mu, hesap kitap mı, liderlik etmeniz mi, geniş çerçeveden yani stratejik bakabilmeniz mi, konuşup onları rahatlatmanız mı? Bunlar gibi birçok özellik olabilir. Onların sizden neyi üstlenmenizi istediklerini takiben önemli bir tamamlayıcı soru var burada: “Siz hangisini yapmak istiyorsunuz?” Belki aslında siz hesabı kitabı yapmak istemiyorsunuz. Çok iyi yapıyorsunuz çünkü öğrenilmiş bir analitikliğiniz var, matematik mezunusunuz veya ondan veya bundan ötürü. Ama sevmiyorsunuz. Sizin asıl sevdiğiniz çiçek düzenlemek! Evet, çiçek düzenlemek. Orada bir matematik var ve siz bunu yapmaktan keyif alıyorsunuz. Öyle ya, neden olmasın?

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

“İyi, Mükemmelin Düşmanıdır”

“Yeterli olmanın lanetini yaşayan ve bir Kirpi Konseptine* sahip olmayanlar, yaptıkları işte mükemmelliği yakalayamazlar.”² Bu cümle, Jim Collins’den alıntıdır. Peki, mükemmelliği yakalamak bu kadar önemli mi?

Size birisi, nasılsın diye sorduğunda, “eh, idare eder” diyorsanız ve bu, işinizde mutsuz olmanızdan kaynaklanıyorsa ve bu da, en iyi olduğunuz ve güçlü özelliklerinizi öne çıkartabildiğiniz işi yapmadığınızdan kaynaklanıyorsa, evet, mükemmel olmak önemlidir. Size o “eh, idare eder” para kazandırıyordur ama daha iyi yapabileceğiniz ve kesinlikle daha çok para kazanabileceğiniz şeyden belki de alıkoyuyordur. Düşünün kü şu an 1 kazanıyorsunuz. Yani 5 yılda, 5 kazanacaksınız. Ancak güçlü özelliğinizi ortaya çıkartabileceğiniz başka bir işte 2 kazanabileceksiniz. İlk yılı, tekrar eğitimle ve iş olarak pratiğe dökmeyi öğrenerek geçirdiğinizi düşünün. İkinci yıl 0.5, üçüncü yıl 1, dördüncü ve beşinci yıllarda 2 kazandığınızı düşünün. Yani 1+1+1+1+1=5 + “eh, idare eder” imi yoksa 0(muhtemelen eksi bile olur)+0.5+1+2+2=5.5+ “gayet iyiyim” i mi tercih edersiniz? Üstüne üstelik 5 yılda yaşamınız değişmiş olacak. Burada altın kural, moralinizi ilk kazanmayabileceğiniz yıllarda yüksek tutmak. Yani hedeflerinizi bilmek, seçim ve duygularınızla barışık olmak, ki bunları daha sonra konuşuyor olacağız.

Bireysel bazda bir araştırmam yok fakat bunu şirketlerle açıklamak istiyorum: Yazılışının üzerinden 10 yılın üstünde zaman geçen Jim Collins’in hala mükemmel olduğunu düşündüğüm kitabı “Good to Great” (“İyi”den “Mükemmel” Şirkete)’te Collins harika bir ekiple 5 yıllık bir araştırma yapıyor. Bu araştırmada cevabını bulmaya çalıştığı sorular şunlar: “İyi bir şirket, mükemmel bir şirkete dönüşebilir mi? Dönüşebilirse, nasıl? İyi olmakla yetinmek tedavisi mümkün bir hastalık mıdır?” Bu soruların cevabını da araştırması esnasında ekibiyle buluyor. Hem iyiden mükemmele dönüşmenin mümkün olduğunu hem de bunun nasıl oluştuğunu anlatıyor. Çok rahatlatıcı ve çok aydınlatıcı!

Şimdi asıl bahsetmek istediğim, iyiden mükemmele erişmiş şirketlerde Collins ve ekibinin bulduğu ortak bir özellik: Büyümeye (yani deminki konuya dönersek elde ettiğiniz ilk kazançlara) takılmadan en iyi oldukları şeyi ortaya koymaları ve bunu sonucunda 56’ya 470 oranında karşılaştırma grubu şirketlerine göre daha fazla hisse senedi getirisi sağlamaları oluyor. Collins, bunun için şöyle diyor: “…mükemmel şirketlerin hiçbiri büyümeye bu kadar tutkuyla yaklaşmıyor. Ama yine de kafalarını tamamen büyümeye takan karşılaştırma grubu şirketlerine göre çok daha kalıcı ve karlı bir büyüme sağlıyor.” Her ne kadar bireyler için değil tüzel kişilikler için yapılan bir araştırma bulgusu olsa da, tüzel kişilikleri de oluşturan bireylerdir ve bireyler için de geçerli bir bulgudur diye kabul edebiliriz.

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

Güçlü özelliklerim beni nasıl daha güçlü kılar?

Kendinizi tanır, güçlü özelliklerinizin farkına varır ve onları parlatırsanız.

İşleyen demir ışıldar. Güçlü özellikleri de işletince yani kullandıkça parlatabiliriz. Çok güzel bir hikaye duymuştum bir İngiliz eğitmenden. Ördeği sudan çıkarmışlar, yalnızca karada yürümesine izin vermişler. Bir süre ördek paytak paytak yürümüş, sonra bir parça daha kuvvetli yürümeye başlamış. Sonra suya girmesine izin vermişler. Eskisi gibi yüzemiyormuş! Ortalamaya getirilen yürüme kabiliyetinin karşılığında, yüzmek için yaratılmış ördek, artık en iyi özelliğini kaybetmiş. Her şeyi yapabilmek için zamanımız yok, doğuştan buna da müsait değiliz. Belli şeylerde çok iyi olabilecekken, neden zaman harcıyoruz beceremediklerimize? Evet, zayıf özelliklerimizle de baş etmemiz gerekiyor, ancak elzem olan durumlarda. Eğer böyle bir durum yoksa, gerçekten seçim hakkınız varsa güçlü özellikleri kullanarak, onların sizi ulaştırması gereken yerlere kavuşturduklarını görebilirsiniz.

Şu parlatma işine biraz örnek vermem gerekirse, bir danışanımın en güçlü 5 özelliği arasında stratejik düşünme kapasitesi, iş bitiricilik, pozitiflik, araştırmacılık ve esneklik vardı. Bu kişinin stratejik düşünme kapasitesinin ortaya konması gerekiyordu. Kurumsal yapıda bir türlü istediği gibi çalışamıyordu, hem dağınık çalışma sistemi hem de olabilecekleri okuması onun eyleme geçmesini ağırlaştırıyordu. Bu kişinin dağınık çalışma sistemini değiştirmesi neredeyse imkansızdı ve bu durum müdürüyle başına problemler açıyordu. İş bitiricilik özelliği, kriz ortamlarında ya da değişim dönemlerinde harika işler ortaya çıkartmasını sağlıyordu. O, zayıflıklarını düzeltmek yerine, stratejik becerisini ve iş bitiriciliğini kullanabileceği bir kariyer yolu seçti. Yeni bir girişimde çalışmaya başladı. Hızlı kararları destekleniyor, stratejik bakış açısıyla neler olabileceğini iyi öngörüyor, esnekliği sayesinde ilk başta yavaş giden işleri tolere edebiliyor ve pozitifliğiyle hiç bir zaman pes etmiyordu. Kendi yolunu sonunda bulmuştu. Güçlü özellikleri onu diğerlerinden farklı kılıyordu. Herkes yeni bir girişimde başarılı olamaz, olmamalı da. Herkes kendine has, güzel yumuşak becerilerle donatılmış durumda ve sadece bunları nasıl ve hangi ortamda en iyi kullanabileceklerini görmeleri gerekiyor. Kimisi yeni bir girişimde olmalı, kimisi bürokrasinin olduğu bir kurumda, kimisi kendi işini kurmalı, kimisi sanatçı olmalı, kimisi de tezgahtar. Ama her ne yapıyorsa, çok iyi yapmalı çünkü iyi yaparak mutlu olacağı işi seçmeli.

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

Güçlü özelliklerinizin adını koyalım

Güçlü özelliklerinizin farkına varmak için bazı koçluk sorularımız var.

En önemli ve belirleyici sorulardan birisi “Hayatınızda kendinizi en mutlu ve doyumlu hissettiğiniz deneyiminiz hangisidir?” Bu deneyim hatırası, birçok güçlü özelliğin adını koymanıza yardımcı olabilir. Mesela bir danışanım için bu deneyim 40 yaşından sonra ikinci üniversitesini bitirmesiydi. Burada öne çıkan güçlü özellikler ise cesaret, çalışkanlık, öz denetim, yani disiplinli olmaktı. 40 yaşından sonra ikinci üniversitesini okuyan bitiren bu kişi, bir türlü işini değiştiremiyordu. Bu güçlü özelliklerini tekrar tekrar hatırlatan koçluk sisteminin desteğiyle bugün olma istediği yeni iş yerinde.

En güzel deneyim ve başarı hikayesi sorusunun yanı sıra güçlü özellikler kişiyi aynı görevi yapmaya iter. İyi yaptığı şeylerin temelinde hep benzer beceri setleri vardır. Organizasyon ve iletişim yeteneği bir beceri seti olabilir. Analitik düşünme ve strateji bir başka beceri seti olabilir. İkna etme ve satış becerisi diğer bir başarı setine örnek teşkil edebilir.

Güçlü yönler gereğinden fazla kullanılırsa baş ağrıtabilir. Her şey de olduğu gibi, bu konuda da makul ve dozunda olmak gerekiyor. İkna etme ve satış becerisini gereğinden fazla kullanan bir kişinin itici olabileceğini unutmamak gerek.

Peki güçlü özellikleri nasıl geliştirmek gerekir? Farkında olmak en büyük adımdır. Kullanım dozunun da farkındalığı gerekiyor tabii. Kariyerinizde en büyük atılımları yapmak için görevinizin ne gerektirdiği ile sizin bu gereksinimle örtüşen bir güçlü özelliğinizin olup olmadığı gerçeğini sindirmek önemli.

Daniel Goleman’ın Cary Cherniss ile birlikte yazdığı Türkçe’ye çevrilmemiş kitaplarında önemli bir değerlendirme var:

“On iki farklı kurumda çalışan yüzlerce yönetici arasında yapılan araştırmada İsabetli Öz Değerlendirme becerisinin, üstün performans gösterebilmek için en nitelikli özellik olduğunu ortaya koydu… İsabetli Öz Değerlendirme becerisine sahip bireyler kendi yeteneklerinin ve sınırlarının farkında oluyor, geri bildirimden besleniyor, hatalarından ders çıkarıyor, hangi alanlarda gelişmeleri gerektiğini ve farklı donanımlara sahip insanlarla ne zaman ve nasıl çalışacaklarını biliyorlar…AT&T ve 3M gibi büyük kurumlarda yüzlerce bilgi işçisi ( bilgisayar bilimcileri, kontrolör vs.) arasında ‘yıldız oyuncu’ ( olan kişilerin hepsinde İsabetli Öz Değerlendirme becerisinin gelişkin olduğu görülüyor… Genel yeterlik değerlendirmelerinde, ortalama oyuncular sıklıkla kendi güçlerinin abartılı değerlendirirken, yıldız oyuncular bunu çok nadiren yapıyor. Tam aksine, kendi yetenek ve becerilerini olduğundan daha az değerlendiriyor. Bu da yıldız oyuncuların yüksek içsel standarda sahip olduklarını gösteriyor.”

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

Değer Verdiklerim Beni Ben Yapan Şeyler

İshak Alaton “Lüzumlu Adam İshak Alaton” biyografi kitabında çok güzel bir şey paylaşıyor: “İnsanlara pozitif enerji verdim hayatım boyunca…Asla “mazi kalbimde bir yaradır” diyenlerden olmadım. Bu çok lüzumsuz bir uğraştır.
Bütün zamanlarım ve bütün yaşadıklarımdır beni ben yapan.
Ben şimdi eski fotoğraflara “geçti-gitti” diye bakmam. Onlara baktığımda da hazin hazin hatıralara dalmam. Her fotoğrafın gelecek yüzlerine bakarım… Çünkü zaman geçiyor, insan sürekli bir şeyler biriktiriyor.
Değerli olanı idrak edip “değerler” ekseninde yaşayabildiği oranda insan sahicilik ve saygınlık kazanıyor.
Lüzumlu-lüzumsuz her şeye ilgi duymak ve her yerde olmak insana lüzumlu değildir…”

Bundan birkaç yıl önce “Değerlerim ….” diye başlayan bir cümleme denk gelmeniz mümkün değildi. Hatta belki hayatımda hiç düşünmemiştim benim değerlerim neler diye. Evet, belki bazı prensiplerim ve ne olursa olsun yapmayacağım şeyler vardı ama bunlar da sayıca bir elin parmaklarını geçmezdi. Yani aslında kolay eğilip bükülebilen bir yapıya sahiptim. Benim için yalnızca yaşadığım sıkıntıyı tanımlamak önemliydi:

  • “Çok çalışıyorum”
  • “İş-özel hayat dengem yok”
  • “Müşterinin zamanlamalarıyla hareket etmek çok yorucu”
  • “Çok fazla uçuyorum”
  • “Kişisel bakımıma bile vakit ayıramıyorum”
  • “Bu partnerlar adama çok baskı yapıyorlar” gibi gibi…

İyi de bunların olmasına sebep olan ne? “Bu şirketin amaçları nedir?” sorusunu objektif olarak cevaplamak mümkün değildi benim için. Cevap belliydi: “Bunlar yalnızca işlerin bittiğine bakarlar”

Değer verdiklerimiz, yani sahip olduğumuz değerler bugünkü hayatımızın oluşumuna neden olan şeyler aslında. Manevi değerlerimiz bizim hassas noktalarımız. Onlara yanlış basan kişiye cıyaklar, doğru basan kişiyi de bağrımıza basarız. Değerlerimize değer verilen ortamlarda bulunmak ister, benzer değerlere sahip kişilerle bir arada olmak ve hatta iş yapmak isteriz.

Şirketler büyük çoğunlukla para kazanmaya öncelikli değer veriyorlar. Sayısı her geçen gün artan bazı şirketler de çalışan memnuniyetine gerçekten değer veriyor. Kişisel değerlerinizle şirket değerleriniz eğer örtüşmüyorsa sonuçta işinden ve çalışma ortamından keyif almayan bir çalışana dönüşüyorsunuz.

Değerinize basıldı, ya bu diyardan gidecek ya da bu deveyi güdecek misiniz?

İşe yeni başlayacak bir üniversite öğrencisi ya da işini değiştirmek isteyen bir profesyonel ya da terfi almak isteyen çalışan, değerlerinin farkında olarak araştırmaya başlarsa kendini tanımanın ödülü alıyor. Aynı şey girişimcilik yapmaya kararlı olan kişi için de geçerli. Bir danışanım vardı, Rüya. Rüya, bir ithalat şirketinde çalışıyordu. Şirketin sahibinin kendisine olan tavrından çok rahatsızdı. Şirket sahibi devamlı Rüya’ya yaptığı iş çıktısıyla ilgili şakayla karışık kötü sözler söylüyordu. Bundan çok rahatsız olan Rüya 6 ay boyunca hiç hareket edemedi, yani deveyi gütmeyi seçti. O diyardan gitmeyi seçmesi sahip olduğu Başarı-Odaklılık değerinin zedelendiğini keşfedip aslında girişimcilik ateşinin harıl harıl yandığını fark etmesi ile mümkün oldu. Rüya’yı “cıyaklatan” şey Başarı-Odaklılık değerinin üzerine basılıp basılıp çiğnenmesiydi. Bu arada Rüya bu konuda şirket sahibiyle yüzleşti, gerekli konuşmaları yaptı. Fakat her şeyin ötesinde başka gizli kalmış bir hayali vardı. O artık e-ticaret yapan bir girişimci.

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

Size Uygun İşi Bulmak İçin İlk Başta Zaman Ayırın, Sonra 1-5 yıl Arası Zaman Kazanmış Olun

Her birey kendisine uygun işi yapmakla ancak mutlu oluyor. Sistemin gerektirdiği “para kazanma” zorunluluğunu “severek yaptığı şey için üzerine para alma” konseptine çevirebiliyor. Sanatçı sanatını icra ederken; tasarımcı, yazar, stand-upçı olurken becerileri daha farklı belirgin olan kişiler de iş ve sanayi alanlarında kendilerini gösterebiliyorlar.

Hangi yolu seçerseniz seçin, ilk başta şunları yapmayı unutmamak gerekiyor:

  • Gerçekten” ne yapmak istediğinize karar verin. Bu en zor görünen ancak en önemli adımdır. Çevrenizle konuşun, sizi tanıyan insanlarla tartışın, bir kariyer koçu ile çalışın veya aşağıdaki adımları kendi kendinize yapın.
  • Doğanızdan gelen yeteneklerinizi, güçlü yönlerinizi, bilgi ve becerilerinizi araştırın. Eğer kariyer koçluğu gibi profesyonel destek alacak durumda değilseniz, arkadaşlarınıza sorun, online ve ücretsiz testleri yapın.
  • “Doğru insanlarla doğru işbirlikleri” kurmak adına sizin için “doğru insanların olduğu ve onların doğru koltuklarda oturduğu şirketleri seçin. Yalnızca şirket de olmak zorunda değil belki de işbirliği yapacağınız bir kişi olacak, yani doğru kişiyi bulun.
  • Bu işvereni detaylı bir şekilde araştırın. Sizin değerlerinize uygun mudur yapılan iş ve kurum kültürü? Yol alırken gelişim ve büyüme şansınız var mı? Çalışanlarına nasıl davranan bir yer burası? Kariyer planlaması var mı?
  • Katma değerinizin farkına varın. Siz bu şirkete ya da potansiyel ortağınıza ne katabilirsiniz? Sizi farklı kılan ve “tam yerine denk geldi” dedirten diğerlerinin eksiklerini tamamlayan özelliğiniz hangisi acaba?
  • Düzenli ve disiplinli bir plan çerçevesinde ilerleyin. Eğer bir planınız ve hedef kitleniz yoksa tüm fikirleriniz çöpe gitmeye şimdiden adaydır
  • zarda istediğiniz iş mi yok, üzülmeyin, yaratın. Her zaman istediğiniz açık bir pozisyon olmayabilir. Hatta belki de sizin düşündüğünüz işi daha pazar keşfetmemiş olabilir. Siz birilerini ikna edebilecek güce şimdiden sahipsiniz: Yapabileceklerinizi biliyorsunuz, diğerlerinin eksiklerini tamamlayan güçlü özellikleriniz var ve belki en önemlisi bir planınız var.
  • Vazgeçmeyin. Planınız ilk seferde işlemeyebilir. Vazgeçerseniz, bilginin çok hızlı el değiştirdiği dünyamızda birileri sizin yerinize yol almaya başlayabilir.
  • Doğru kilit kişiyi bulun, bir görüşme için ikna edin. Açık bir pozisyonun olmadığı, hatta aklınızdaki işin daha olmadığı anlar yaşıyor olabilirsiniz. Doğru beyinde doğru mumu yakacak kibrit sizsiniz.
  • Hoş kişiliğinizi hırslara yenik düşürmeyin. Her zaman alçakgönüllü ama ne istediğini bilen kişiler daha çekici olmuştur. Alçak gönüllülüğü ve olumluluğu elden bırakmadan hareket ederseniz arkanızda yavaş yavaş büyüyen bir takipçi kitleniz olduğunu göreceksiniz.

Bu bahsettiğim adımlar sizi baştan düşünülmüş, konseptinizin belirli olduğu bir kariyer yolunda emin bir şekilde yürütür. İlk başta düşünmek, üzerinde çalışmak zaman alır ama sonunda kazanan siz olursunuz. Hem zaman anlamında en az 1 ila 5 yıl arası kazanmış olursunuz hem istediğiniz işi yapma lüksünde bir kişi olursunuz hem de anlamsız maaşlarla çalışma ıstırabından kurtulursunuz. Daha birçok avantajını sayabilirim., özel hayatınızda da yansımaları muhakkak olur.

İstediğiniz işi yapma, kendi hayatınızın lideri olma yolunda bol ışık sizinle olsun!

Merve Can, Psikolog, Kariyer Koçu

İş Alanlarında Kendinizi Değerlendirin

İŞ ALANLARI

İşletme ve Strateji

Pazarlama ve İletişim

Satış

Proje ve Ürün Yönetimi

Sosyal Medya

Editoryal

Mühendislik

Operasyon

Deneyimler

Ben Satış Yapamam!

Satış Uzmanı (Telekom Sektörü)

Üniversitede Ekonomi okudum, okurken pazarlama dersleri aldım. Daha çok analiz, planlama, strateji gibi şeyleri rahat yapabileceğimi düşünüyordum.

Devamı

Kariyerinizi Keşfedin

Merve Can / Psikolog, Kariyer Koçu

Kariyeriniz, size yalnızca para kazandıran işinizin zamanla evrileceği hali değildir. Her ne kadar genel geçer inanış bu şekilde de olsa aslında kariyeriniz ve daha da ötesi görev aşkınız, sahip olduğunuz doğal beceri veya yeteneklerin size yaptırdığı yolculuk olmalıdır.

Devamı

Hakkımızda

İşte Yaşam. İşverenler, çalışanlar, kariyer tavsiyeleri ve iş ilanları. Hepsi bir arada.

Hakkımızda »

Kullanım Şartları »

Gizlilik Sözleşmesi »

Bize Ulaşın

Sayfamızda firmanızın yer almasını istiyorsanız bize ulaşın

 

 

İletişim »

Destek

İşteYaşam ile ilgili destek ve önerileriniz için bize ulaşın

 

 

Destek »

Kariyer

Kariyer tavsiyeleri ve deneyim paylaşımları burada

 

 

Kariyer »